Flaş iddia! IMF yolu göründü

logo

Flaş iddia! IMF yolu göründü

Ekonomide zor günler geçiren Türkiye’de döviz rezervlerimiz dibi görürken, Türk lirası da son iki yılda yaklaşık 40 değer kaybına uğradı. Türkiye’nin ekonomideki sorunlarla mücadele konusunda seçeneklerinin sınırlı olduğunu düşünen uzmanlara göre Ankara, 23 Haziran seçimlerinden sonra IMF’nin kapısını çalacak
23.05.2019
Flaş iddia! IMF yolu göründü

YENİ MESAJ/DETAY HABER

Türk Lirası son iki yılda yüzde 40’tan fazla değer kaybederken Türkiye’nin döviz rezervleri de hızla eridi. Hükümet giderek ağırlaşan krize çare bulmaya çalışıyor, ancak ekonomistlere göre bu hiç de kolay olmayacak.

Uzmanlara göre nakit sıkıntısına düşmüş durumda olan Türkiye’nin durum daha da kötüleşirse önündeki seçeneklerin sayısı bir elin parmaklarının sayısını geçmiyor.

Türk ekonomisini yakından izleyen uzmanlara göre nakit sıkıntısı derinleşirse Türkiye’nin önünde 5 farklı senaryo var. Bunlar IMF’ye başvurmak, sıkı para politikası, borçlanmak, dost ülkelerden yardım almak ve sermaye kontrolü.

Hükümet defalarca kapılarını kapattığını ifade etmiş olsa da Türkiye’nin önündeki önemli seçeneklerden ilki Uluslararası Para Fonu’na (IMF) başvurmak. Türkiye son 50 yılda değişen oranlarda IMF’den yaklaşık 20 defa yardım aldı. Ankara’nın IMF ile anlaşması 2008’de sona erdi. Son yıllarda IMF konusu siyasetin polemik malzemesi olduğu için Ankara’nın IMF’nin kapısını çalmamak için sonuna kadar direneceği tahmin ediliyor.

Eğer IMF konusunda bir adım atılacaksa da mutlaka bu adım 23 Haziran seçimlerinden sonra atılacak. Zira Ankara, IMF’yle yeni bir anlamanın hükümetin karizmasında derin bir çiziğe neden olacağı görüşü hakim.

Türkiye zaman kazanabilir mi?

Türkiye’nin önündeki bir diğer seçenek sermaye piyasalarında borçlanarak zaman kazanmak. Ancak bu konuda Türkiye için en büyük handikap, borçlanmanın maliyeti giderek artması.

Türkiye Ocak’ta 10 yıl vadeli 2 milyar dolarlık bonolara yüzde 7.68 faiz ödemek zorunda kaldı. Bu oran bir yıl öncesinin yaklaşık iki katı. Borçlanma maliyetlerinin artması ekonomide bir sıkışmaya yol açıyor.

Moody’s göre liranın değer kaybetmesiyle birlikte Türkiye’nin 2018’deki faiz ödemeleri yüzde 30.4 arttı; bu oran bu senenin ilk çeyreğinde ise yaklaşık yüzde 50 gerçekleşti. Bu durum Türkiye’nin borçlanma konusunda da zorda olsuğunu gösteriyor. Zira borçlanma biraz zaman kazandırsa da var olan sorunları daha da palazlandırmanın dışında bir işe yaramıyor.

Katar imdada yetişir mi?

Nakit sıkıntısının daha da kötüleşmesi halinde Türkiye’nin durum daha da kötüleşirse önündeki seçeneklerden bir diğeri ise dost ülkelerden küçük yardımlar almak. Konu borç para olunca Ankara’nın arasının çok iyi olduğu Katar ve diğer Körfez ülkeleri akla gelen seçeneklerden birisi. Türkiye 2018 yazında döviz krizinin etkisiyle zor günler yaşarken Katar Türkiye’ye 15 milyar dolar yardım taahhüdünde bulunmuştu.

Ama Ankara’nın başı her sıkıştığında kapısını çaldığı Katar’a umut bağlamanın ekonomideki sorunları çözmediğini, belki biraz zaman kazandırdığını ifade eden ekonomistler, borç konusunda Avrupa Birliği, Rusya ve Çin kapılarının da kapalı olduğunu düşünüyor.

Sermaye kontrolleri gelebilir

Dış yatırımla kalkınmak isteyen hiçbir ülke aslında sermaye kontrolleri tedbirine başvurmak istemese de krize düşen ülkelerin birçoğu bu adımı atmak zorunda kaldı. Türkiye, yerel bankaların Mart ayında yabancı bankalarla lira işlemlerine kısa bir süreliğine durdurmasıyla bu fikre sıcak bakacağını göstermiş durumda.

Türkiye son aylarda dolar alım satımlarında bazı küçük kısıtlamalar getirdi. Bu durum şartlara göre Türkiye’nin benzer adımları atabileceği fikrini doğuruyor. Son olarak döviz alımına vergi konulması ve 100 bin dolar tutarında döviz alımında bir gün valör uygulaması getirilmesi bu bağlamda atılmış adımlar olarak değerlendiriliyor.

Sermaye kontrollerine başvurmanın maliyetinin çok ağır olacağını dile getiren uzmanlara göre, böyle bir durumda yabancı yatırımlar durabilir, kamu harcamaları kısılır ve ekonomik durgunluk daha da güçlenebilir.

Nakit sıkışıklığı yaşaması durumunda Türkiye’nin bir alternatifi de parasal sıkılaştırma. Bu aslında birçok büyük Merkez Bankası tarafından kullanılan bir araç. Ancak Merkez Bankası’nın benzer yolu takip etmek istemesi durumunda uzmanlara göre Türkiye’nin bir tür U-dönüşü yapması gerekecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla