Biz kaybettikçe birileri kazanıyor mesaj eylül 1997

Biz kaybettikçe birileri kazanıyor M.Emin Koç 1997

Son günlerde sokağa, siyasete, medyaya dikkat ediyor musunuz? İflas etmiş şirket ortakları gibi birbirimizi yemekle meşgulüz. Didişiyoruz, atışıyoruz, itişiyoruz. Meydanlar sıkıntılı, sokaklar karışık, siyaset bunaltıcı, medya rotasız… Ya millet? Saat başı değişen sosyal ve siyasal stratejiler, ekonomik ve toplumsal gelişmeler milletin umudundaki istikrarı, güvenindeki sürekliliği zedeliyor. Böyle bir ortamda toplumun çeşitli kesimlerini temsil edenlerin, sosyal dokunun temel taşları niteliğini arzeden insanlarımızın mesuliyeti şüphesiz kat be kat artıyor. Dolayısıyla dünden daha hassas, daha basiretli, daha kuşatıcı, daha ılımlı olmak şarttır.

Birbirimizle didişip dururken pek çok değerlerimizi kaybediyoruz. Sevgimizi kaybediyoruz. Umudumuzu, güvenimizi, birbirimizi kaybediyoruz.

Uluslararası platformda kredimizi kaybediyoruz. Türk dünyasını kaybediyoruz. Petrolü, boru hatlarını kaybediyoruz. Güzel açıklamalar yok mu? Var ama yetmiyor. Doğu’dan, Güney’den, ekonomiden, Kıbrıs’tan kaybediyoruz. Daha hassas olmamız lazım. Daha hazırlıklı, daha programlı, daha pratik olmamız lazım. İş işten geçmek üzeredir.

Dünya bir mikser gibi çalkalanıp duruyor. Amerika hesap kuruyor. Rusya,Yunanistan, Almanya hesap kuruyor. Doğudakiler, batıdakiler hesap geliştiriyor. Biz kendi kendimizin hesabını dürmeye, birbirimize hesap kurmaya devam ediyoruz.

Türk Dünyası her sahada önümüzü açmıştır. Doğalgazda, petrolde, ham maddede, eğitimde, iletişimde Önümüz açıldı. Fakat biz, birbirimizin Önüne engel koyuyoruz, birbirimizin önünü kapatıyoruz.

Her şeyden önemlisi biz, kendimizi kaybediyoruz. Biz kendimizi ve birbirimizi kaybettikçe, birileri kazanıyor. Bu “birileri”nin de başkaları olduğundan şüphe yok.

Ne mi yapmalıyız. Birbirimize dost olmanın zevkini, gerçekten tek millet ve tek yürek olduğumuzun hazzını yakalamalıyız. Bunu yakaladığımız nispette biraraya geliriz; içimizden tedavi edilmesi gerekenler tedavi edilir, sigaya çekilmesi gerekenler sigaya çekilir. Ama önce yakın durmamız şart. Bir ailenin bireyleri kadar birbirimizle ilgili, sıcak ve dost olmamız gerekir. Aksi halde, cepheler oluşur, karşı karşıya gelenkümeler meydan bulur, yazık olur.

Çare, çıkış yolu, labirentin gizli kapısının anahtarı da bizdedir. Kendimizde, değerlerimizde, kültürümüzde, geleneklerimizde. Kendimizdeki umut tüm dünyaya yetecek kadar büyüktür. İnsanımızı, birbirimizi, kendimizi harcamak dışlamak ve itmek suretiyle bu büyük umudu yitirmeyelim. Bu yüreği, bu yürekliliği ortaya koyalım.

Gönül dolusu selam ile… Cl

Haber-Yorum Dergisi

l

!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla